randomhero

July 29, 2007

Fantastic for Dodge

Filed under: Hissizim

İnternette biraz yeni gelecek film olan Fantastic 4: Rise of the Silver Surfer ile ilgili bilgi okuyayım dedim. Biraz gezindin tozundum ve de bu holivud film endistürisinin artık yeni jenerasyona ne kadar mal muamelesi yaptığını tekrar tekrar tekrar öğrenmiş bulundum… Nedir mi kızdığım? Bilenler bilirler Fantastic 4 da bir Fantasticar vardır… Şu belediyelerde olup da bozulan sokak lambalarını değiştirmek, afiş asmak için vs kullanılan bir alet var. Arkasında yukarı çıkabilen bir sepeti var, içine adam binsin ve yukarı çıkabilsin diye… fantasticar da işte bu aletin arkasındaki sepet sisteminden 4 tanesinin birleştirilmesine benzeyen naçizane ev yapımı bir araçtır… Ev yapımı dedim çünkü gerçekten de bu aleti Reed Richards (a.k.a. Mr. Fantastic) evinde boşta duran ayçiçek yağı tenekesi, pet şişe, bozuk oyuncak araba parçalaı, eski bilgisayar parçalarından üretmiştir.

Ve alet şuna benzer:

old fantasticar 

Gel gelelim internete gezinirken gördüğüm Fantasticar’a… Kendisi alttaki cihaz olur:

 new fantasticar

Evet film için o külüstür Fantasticar biraz anti teknolojikti. Evet kendisi çok da çirkindi. Evet yenilenmesi biraz daha güzelleştirilmesi lazımdı… Herşey tamam da kardeşim yani 20th Century Fox’un Dodge ile anlaşması var diye Fantasticar da Dodge marka mı olmalı? Yani insanda biraz ar biraz utanma olur. İzlemedim filmi ama eğer Dodge Fantastic 4 için bu aracı üretiyorsa vay halimize. O zaman neden Reed  Richards var. Eğer Dodge üretmeyip, Reed Efendi kendi üretip üstüne Dodge yazdıysa o zaman atlayın aşağı köprüden. Be kardeşim yani neden? Nasıl? Niçin? Cidden cevap veremiyorum. Ne bilim sokakta dolaşan arabalar Dodge olsun, Dodge dünyanın hakimi olsun ama bırak Dodge Fantasticar’ın peşini… YUUUUUU

May 22, 2007

being john rambo

Filed under: Hissizim

john rambo 

Küçüktüm, ufacıktım. Daha vahşetin "v" sini bilmezdim. İşte o anda hayatıma bir kan gölü gibi girdi John Rambo. Kendisinin yaptıklarını izlerken nutkum tutulup, öylecene kalakalmıştım. Vietnam’ı bir kez yetmeyip iki kere birbirine katan bu futursuz kahraman daha sonra da Afganistan’da kontrolsüz güç olarak devreye girdi. Yapmadığı kalmayan bu kaslı adam daha sonra sessiz ve de sakin bir hayat seçmişti. Fakat geçen gün internette gördüğüm bir video ile anladım ki bu kas deposu yağlı görünümlü vahşi ve de çılgın adam aktif hayata geri dönmüş. Peki John Rambo kimdir? Neden bu kadar vahşidir? Nedir bu dehşetin arkasındaki sır…

 John Rambo, 6 Temmuz 1947 yılında Bowie Arizona da gözlerini bu sakin dünyaya açmıştır. Küçükken her çocuk gibi okula gitmiş. Öğretmenleri tarafından başarılı bir öğrenci olarak tanımlanmış hep… Daha sonra liseyi de Arizona’da okuyan John, biraz adam olsun, düzene girsin diye ailesi tarafından 6 Ağustos 1964 yılında Amerikan Ordusuna yazılmıştır. Burada içinde seneler boyu sakladığı canavarı dışarı püskürtme şansına sahip olan John, komutanları tarafından hemen farkedilmiştir. Bir komutanı onun bu inanılmaz yeteneklerini savaş ortamında da kullanması gerektiğini düşünüp, onu 1966 yılında Vietnam savaşında güney Vietnama yerleştirmiştir. 1967 de "Ben biraz daha okicam" isteğiyle Amerikaya geri dönen John burada Fort Bragg, Kuzey Carolina de Özel Tim eğitimi almaya başlamıştır. 1969da burda da diplomasını alan John Rambo artık tam bir öldürme makinası olmuştur. Hmen Vietnama geri gönderilern John burada pek çok kan akıtmış ve de can almıştır. 1971de ise istenmeyen olaylar olmuş, zavallı Rambo Vietnamlıların eline düşmüştür. Günler hatta haftalar süren işkencelere maruz kalan John, bir kelime konuşmamış,elektirk olsun kerpeten olsun banamısın dememiştir. Buradan allemkallem edip 1972de kaçan John, Amerika’ya dönmüştür. Ama üvey komutanı onu geri Vietnama yollamıştır. 1974e kadar Vietnam’da bol bol adam öldüren John, savaş bitince evine, Amerikaya dönmüştür. Ama geri döndüğünde veteran askerleri kimsenin sevmediğini öğrenen John, depresyona girer ve de aptal saptal işlee bulaşır. Serseri gibi etrafta dolaşırken birgün Colonel Trautman tarafından kol kanat gerilir ve de eski kaslı kanlı hatayını geri kazanır. Bundan gurur duyan Colonel Trautman onu bir çırpıda Veitnama geri gönderir. Amacı Amerikalı tutsakları bulmaktır. Ama onları bulana kadar Vietnam nüfusunun %75ini elden geçiren Rambo eve dönerken öğrenirki Colonel Trautman Ruslar tarafından Afganistanda kaçırılmıştır. Dehşete kapılan John, hazır yakınken hemen Vietnamdan Afganistana geçer ve de hain Rusları alt etmek için çalışır çabalar. Tanklarla, helikopterlerle dövüşen Rambo, Afganistanda da kandan bir gölet oluşturup sessiz sakin hayatına Bangkok’da geri döner. Kısaca John Rambo budur.

Ama gene birileri gelir Rambo’yu gaza getirir ve de Burma devleti ordusunu toz duman etmeye karar verir… Ve de yeni ve şimdiye kadarki en kontrolsüz vahşet şimdi başlar. Tokadıyla kafa kopartan, uçaksavarlarla 3 metreden ateş eden, ok ile balık avlayan, parmaklarıyla bademcik söken, karınları deşen biri haline gelir Rambo…

 Peki bu kontrolsüz vahşet nereden gelmektedir? Çocukluğunda yaşadığı post tramvatik fetüs şaşkınlığımıdır bu? Yoksa sağlık bakanlığı tarafından yanlış ilaçlarla beslenip mi bu hale gelmiştir? Araştırmalarıma devam edeceğim…

 

 

April 8, 2007

kendinden kaçan

Filed under: Hissizim

bir baktım bloguma, rezalet yapmışım aylar olmuş ilgilenmemişim. ayıp bana ayıp. çek-i düzen vereyim bir kendime değil mi? bence dori…

maskelitavsan 

August 30, 2006

Bir bir biribirilerine şaşar şaşarşaşar dururum

Filed under: Şaşkınım

Bugün sabahtan bir gaz uyandım, çalışcam herşeyi bitircem diye zıpladım yatağımdan. Ama bilgisayarım bana cephe almışcasına "bas bas sen tuşlara, bak tınıyo muyum seni ben…" dercesine klavyeyi çalıştırmaz oldu. Oysaki gece klavyeyi tekmelemedim de yumruklamadım da. Noldu anlamadım. Düşündüm taşındım, şuralarda eski bi klavye olcaktı dedim ve yatağımın altındaki eşya konulacak garip yere yöneldim. Aman tanrım ne göreyim? resmen bir teknoloji çöpülüğü… 4 klavye buldum çalışan, 1 tane bilgisayar kasası, 2 harddiks (8gb ve 2gb’lık), 1 adet çalışmayan cdrom, 2 tane 64mb, 1 adet 256mb’lık ram buldum. Ne zaman zulalamışım onları oraya hatırlamakta zorluk çekmekteyim. İşin ilginç tarafı 500 tane falanda elektrik kablosu buldum siyah olsun gri olsun beyaz olsun rengarenk. Kendilerinin resmini çekim dedim topladım bir köşeye, aldım makinamı çektim ama makinamın içindeki yeşil kırmızı enine çizgili tshirtleri, yeşil koni şeklinde uçlarında kırmızı ponponlu şapkaları, uçları spiral şekilde yuvarlanmış koyu kırmızı ayakkabıları ve de ellerinde 4 parmağı bir tutan 2 parmak efekti veren kirmizi eldivenleri olan cüceler hala çizemediler gördüklerini; sanırım o eldivenlerle zor oluyo; (üşendim kısaca) o yüzden hala bilgisayara aktaramadım. İşalla ileriki günlerde bu sanatsal çalışmamla burada olacağım.

Hazır bişelere şaşkınlığımdan başlamışken geçmişten günümüze şaşmış olduğım birkaç şeyden de bahsedeyim hemen arada çaktırmadan.

Gecen gun (desem de baya bi önce) Berk eniştemle finning 11 oynuyoduk. Sonra bissürü oynadığımız için saolsun mr. konami bize "Hadi bakalım WE paralarınızla alışveriş yapın konami dükkanından" dedi. Bizde girdik ne alsak ne alsak diye bakarken penguen kıyafetleri gördük. şaka sanmıştık ama almanya - arjantin maçında gördüklerimiz karşısında şaşırdık. Bakın sizde şaşırın…

http://randomhero.blogsome.com/images/winning_pengu.jpg

Bide bu penguenlerin pembeleri var. Yani penguen penguen maç ederken karışmıyor bunlar…

Geçen günden biraz daha önce (yani baya baya bi önce) de can bu, kendisi kağıt helva istedi. Kıramadık aldık, ama Şükreden bir helva almışız… En azından ticareti şükreden…

 http://randomhero.blogsome.com/images/suk_tic.jpg

 Esenlikle kalın efenim. Küçüklerimin gözlerinden, büyüklerimin ellerinden öper, yaşdaşlarımı tek geçerim…

August 25, 2006

Bu kadar kolay mı?

Filed under: Kızgınım

 Seneler boyunca okullarda okumadık mı güneş sisteminde 9 gezegen olduğunu… Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton diye saymadık mı senelerce nedir bu 9 gezegen denildiğinde.

http://randomhero.blogsome.com/images/Gezegenler-ufak.jpg

Güneş | Merkür | Venüs | Dünya| Mars | Jüpiter | Satürn | Uranüs | Neptün | Plüton

İşte bu bildiklerimizi tamamen teryüz ediyorlar. Kendini bilmez birkaç bilimadamı ve de eyyamcı Uluslararası Astronomi Birliği’nin verdiği karara göre Plüton artık bir Cüce Gezegen… Tamam plüton güneş sistemindeki en küçük gezegen olabilir, fakat senelerin gezegeni olan Plüton’u bu şekilde kategorize edip diğer 8 gezegenden ayırmak yakışıyor mu?

 Koskoca gezegeni göz göre göre kurda kuşa yem ediyorlar… Lütfen buna bir dur diyelim.

 Plüton’un anısına…

  

Plüton yanlız başına 

Plüton ve uydusu Charon

 

July 18, 2006

A rh +

Filed under: Hissizim

Artık kıskandımmı naptım baktım herkesin blog u var bende tutim dedim bi tane. O yüzden giriştim bende blog tutmaya bu devri alemde. yalanı görür allah; e görür işşallah….






















Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Riosoft